Şaya Aleyhisselam

03/08/2009 - Leave a Response

Bismillahirrahmanirrahim

 

Şaya Aleyhisselâmın Soyu:

Şâ’yâ b.Emus veya Emsıya’dır.

İsrail Oğullarının Musa Aleyhisselâmdan Sonraki Durum Ve Tutumları Şâ’yâ Aleyhisselâmın Peygamberliği:

Mûsâ Aleyhisselâmdan sonra, İsrail oğullarının başına bir hükümdar geçtikçe, Yüce Allah, ona, doğru yolu gösterecek bir Peygamber gönderirdi.

Peygamber, kral ile Yüce Allah arasında vâsıta olur, dilediğini ona, vahyederdi.

İsrail oğullarına, yeni bir Kitap ta, inmezdi.

Onlar için, Tevrat Şeriatından başka Şeriat da, olmazdı.

Ancak, Tevrat’a ve Tevratın içindeki hükümlere uymakla emrolunurlar; mâsiyetten nehiy, tâattan bıraktıkları şeyleri yapmaya davet edilirlerdi.

Zekeriyyâ,Yahya ve İsâ Aleyhisselâmların Peygamber olarak gönderilişlerinden önce; Sıddîka diye anılan hükümdar, İsrail oğullarının başına geçtiği zaman, Yüce Allah, Şâ’yâ b.Emsıya Aleyhisselâmı, Peygamber olarak göndermişti, ki, o, İsâ Aleyhisselâmla Muhammed Aleyhisselâmı:

“Merkebe binecek olanı ve ondan sonra da, deve’nin sahibini, size müjdelerim!” diyerek müjdelemiş Muhammed Aleyhisselâmı, tavsif ve tarif de, etmişti.

İsrail oğulları, bütün işlerinde, Şâ’yâ Aleyhisselâmın emir ve nehiylerine göre hareket eder, onu, dinler, ona, boyun eğerlerken, kral Sıddîkanın hükümdarlığının sonuna doğru, içlerinde yaramaz işler, bid’atlar çoğalmaya, büyümeye başlayınca; Yüce Allah, Babil kiralı Senharib (Sencarib)i, altı yüz bin Bayraklı, Meydanları dolduran ordularının başına geçirip İsrail oğullarının üzerine saldı.

Babil kralı, gelip Beytülmakdis’e, Beytülmakdis’in karşısına, Beytülmakdis Meydanına konduğu ve Beytülmakdis’i, kuşattığı zaman, halk, büyük ve şiddetli bir korkuya düştü

Hemen, Yüce Allah’a tövbe ettiler ve döndüler.

Allah da, onların tövbelerini kabul edip düşmanlarının üzerine Taun (Veba) hastalığını musallat kıldı.

Kral Senharib ile yanındaki beş kişi dışında hepsi ölü olarak sabaha çıktılar.

Hükümdarla İsrail oğulları, ölenlerin ordugâhına gidip buldukları her şeyi ganîmet olarak aldılar.

İsrail oğullarının hükümdarı, Bâbil hükümdarı Senharib’in ölüsünü arattı ise de, ölüler arasında bulunamadı.

Onu, arayıp bulmaları için hemen adamlar saldı.

Arayıcılar; Sanharib ile içlerinde, Buhtunnassar’ın da bulunduğu Yazıcılarından beş kişiyi, bir mağaranın içinde yakalayıp ellerini bağladılar.

Onları, hükümdarlarının huzuruna götürdüler.

Hükümdar, onları, görünce, Allah’a şükür için secdeye kapandı.

Uzun müddet, secdede kaldıktan sonra Senharib’e:

“Ey Senharib! Rabbimiz, sana, size, gördün mü ne yaptı?

Bizim ve sizin haberimiz yok iken, o, sizi, kuvvet ve kudretiyle öldürmedi mi?’ dedi.

Senharib:

Ben, daha beldelerimden çıkmadan önce, bana, Rabbinizin, size yardım ettiği, İlâhî rahmetiyle, hep rahmet eylemiş olduğu haberi gelmişti.

Fakat, ben, buna, kulak asmamış, doğru yol göstericiye itaat etmemiştim. Beni, şekavete, yaramazlığa düşüren, ancak, benim aklımın azlığı oldu.

Keşke, söz dinleseydim veya akıl etseydim de, sizinle savaşmaya kalkmasaydım!

Fakat, şekavet ve yaramazlık, bana ve benim yanımda bulunanlara galebe çaldı” dedi.

İsrail oğullarının hükümdarı:

“Rabbül’izzet olan Allah’a hamd olsun ki, size karşı, dilediği şeyle bize yetti.

Rabbimiz, seni ve senin yanında olanları, sana ikram olsun diye sağ bırakmadı.

Seni ve yanındakileri, sağ bırakması, ancak, dünyada kötülükleriniz, ve yaramazlıklarınız, Ahirette de, azabınız artsın içindir.

Rabbimizin, size ve sizin yanınızdakilere yaptığını gördüğünüz şeyleri, gerinizdekilere haber vermeniz içindir

Sizden sonra gelecek olanları, korkutmanız içindir. Böyle olmasaydı, sizi de, sağ bırakmazdı.

Senin kanın ve senin yanındaki kimselerin kanları, Allah katında maymunların kanından daha değersizdir!” dedikten sonra, boyunlarına zincir geçirilerek yetmiş gün Beytülmakdis civarında dolaştırılmalarını, Muhafız kumandanına emretti.

Onlardan, her birinin, her gün için, yiyeceği ikişer arpa ekmeğinden ibaretti.

Senharib, İsrail oğulları hükümdarına:

“Öldürmek, bize yaptığın şeyden, daha hayırlıdır!

İstediğin şeyi, yap!” dedi.

Bunun üzerine, hükümdar, onların, öldürülmek üzere, zindana götürülmelerini, emretti.

Yüce Allah, Şâ’yâ Aleyhisselâma:

“İsrail oğullarının hükümdarına söyle: Gerilerindekileri, Allah’ın azâbıyla korkutmaları için, Senharib ile yanındakileri, salsın.

Onlara, ikramda bulunsun.

Beldelerine ulaşıncaya kadar da, kendilerini, hayvan üzerinde taşıtsın diye vahyetti.

Şâ’yâ Aleyhisselâm, bunu, hemen hükümdara tebliğ etti.

O da, İlâhî emri, yerine getirdi.

Senharib ile yanındakiler, Babil’e varıncaya kadar, gittiler.

Babil’e vardıkları zaman, halkı, toplayıp ordularını, Allah’ın, nasıl yok ettiğini, onlara, haber verdiler.

Senharib’in Kâhin ve Sihirbazları:

“Ey Bâbil kralı! Biz, sana; İsrail oğullarının Rabbinin haberini de, Peygamberinin haberini de, Allah’ın, onların Peygamberine neler vVahy ettiğini de, anlatmıştık.

Fakat, sen, bize itaat etmedin.

İsrail oğulları, Rablerinin yardımına mazhar olduklarından dolayı, hiç kimsenin boyun eğdiremeyeceği bir ümmettir!” dediler. Senharib, yedi yıl daha yaşadıktan sonra öldü.

Rivayete göre: Senharib’den önce de, Bâbil hükümdarlarından Lifer de, yanında amcasının oğlu ve kâtibi Buhtunnassar olduğu halde, Beytülmakdis üzerine yürümüş ise de, Yüce Allah, onların üzerlerine bir rüzgâr salarak askerlerini yok etmiş, kralla kâtibi, kaçıp kurtulmuştu.

Bu kral, oğlu tarafından öldürülmüş, o da, Sahibinin öldürülmesine kızan Buhtunnassar tarafından öldürülmüştür.

Şâ’yâ Aleyhisselâmın Şehit Edilişi:

 

Yüce Allah; İsrail oğulları hükümdarı Sıddîka’nın ruhunu kabzettiği zaman, İsrail oğullarının işleri, bozuldu, altüst oldu.

Hükümdarlık işinde kıskançlığa, hattâ, birbirlerini, öldürmeye kalktılar. İçlerinde, azgınlık ve fesat baş gösterdi. Bir takım bid’atlar da, ihdas ettiler. Bid’atları, serleri, çoğaldı. Allah’ın Kitabını, bir tarafa attılar.

Peygamberleri Şâ’yâ, yanlarında bulunduğu halde, ona, başvurmazlar, onun sözlerini ve öğütlerini kabul etmezlerdi.

İsrail oğulları, böyle olunca, Yüce Allah, Şâ’yâ Aleyhisselâma: “Kavminin içinde ayağa kalk! Diline vahyedeceğim!” buyurdu.

Şâ’yâ Aleyhisselâm, konuşmaya kalkınca, Yüce Allah, onun dilini vahy ile konuşturdu.

Şâ’yâ Aleyhisselâm, İsrail oğullarına vaaz etti. Öğütler verdi.

Allah’ı, hatırlattı.

Tekzip ve muhalefet edecek olurlarsa, azaba uğrayacaklarını söyledi.

Allah’ın, İsrail oğullarına olan sayısız nimetlerini sayıp döktü.

Halden hale değişerek perişan olacaklarını, hatırlatıp onları, korkuttu.

Konuşmasını bitirdiği zaman, İsrail oğulları, öldürmek için, onun üzerine, yürüdüler.

Şâ’yâ Aleyhisselâm; onların aralarından sıyrılıp kaçtı. Karşılaştığı ağaç, kendisi için, yarılınca, ağacın içine girdi. Eteğinin ucu, dışarıda kaldı.

İsrail oğulları, bunu, görünce, ağacı, ortasından testere ile biçmeye başladılar.

Ağacı biçtikleri, kestikleri zaman, ağacın ortasında bulunan Şâ’yâ Aleyhisselâmı da, biçtiler, kestiler! Şehit ettiler.

İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn= Bizler, Allanın kullarıyız ve biz Ona, dönücüleriz! “

Ona ve gönderilen bütün peygamberlere selâm olsun…